<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Uncategorized - Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</title>
	<atom:link href="https://dryavuzaras.com/category/uncategorized-tr/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://dryavuzaras.com/category/uncategorized-tr/</link>
	<description>Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Aras İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Hastanesinde hizmet vermektedir.</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Mar 2026 13:19:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=5.9.13</generator>

<image>
	<url>https://dryavuzaras.com/wp-content/uploads/2021/06/cropped-1-32x32.png</url>
	<title>Uncategorized - Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</title>
	<link>https://dryavuzaras.com/category/uncategorized-tr/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hidrosefali Şant Ameliyatı</title>
		<link>https://dryavuzaras.com/hidrosefali-sant-ameliyati/</link>
					<comments>https://dryavuzaras.com/hidrosefali-sant-ameliyati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Yavuz Aras]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 May 2025 20:38:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dryavuzaras.com/?p=8660</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hidrosefali Şant Ameliyatı Hidrosefali en temel tanımıyla beyindeki “beyin omurilik sıvısının” fazla birikmesi, emilememesidir. Bunun sonucunda da kafa içi basınç artar, beyin dokuları baskı altında kalabilir, kafa hacminde büyüme görülebilir. &#160;Hidrosefali doğuştan görülebileceği gibi, doğum sonrası çocukluk döneminde de ortaya çıkabilir. Ayrıca ileri yaşta da (özellikle 60 yaş sonrası) hidrosefali olgularıyla karşılaşılabilir. Hidrosefali Tedavisi Hidrosefali tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Zira, kişinin beyin fonksiyonlarını tehdit edebilir, yaşamını riske sokabilir. Bazı olgularda beyindeki farklı bir hastalık (örneğin bir tümör) hidrosefaliye neden olmuş olabilir. Burada tümörün çıkarılmasıyla birlikte hidrosefali de ortadan kaldırılır. Ancak hidrosefalinin farklı birçok nedeni olabilir. Bunlardan biri de bu fazla sıvının bir tıkanıklık nedeniyle tahliye edilememesidir. Burada da şanta gerek kalmadan özellikle çocuk yaş grubunda endoskopik ameliyat (endoskopik üçüncü ventrikülostomi) düşünebilir. Suyun akışını/emilimini bozan tıkanıklık aşılır ve BOS (beyin omurilik sıvısı) yeniden devirdaime başlar. Hirosefali Şant Ameliyatı Tüm hidrosefali olgularında endoskopik yaklaşım mümkün değildir. Endoskopik yaklaşımın belli başlı endikasyonları [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/hidrosefali-sant-ameliyati/">Hidrosefali Şant Ameliyatı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1>Hidrosefali Şant Ameliyatı</h1>



<p>Hidrosefali en temel tanımıyla beyindeki “beyin omurilik sıvısının” fazla birikmesi, emilememesidir. Bunun sonucunda da kafa içi basınç artar, beyin dokuları baskı altında kalabilir, kafa hacminde büyüme görülebilir. &nbsp;Hidrosefali doğuştan görülebileceği gibi, doğum sonrası çocukluk döneminde de ortaya çıkabilir. Ayrıca ileri yaşta da (özellikle 60 yaş sonrası) hidrosefali olgularıyla karşılaşılabilir.</p>



<h2>Hidrosefali Tedavisi</h2>



<p>Hidrosefali tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Zira, kişinin beyin fonksiyonlarını tehdit edebilir, yaşamını riske sokabilir. Bazı olgularda beyindeki farklı bir hastalık (örneğin bir tümör) hidrosefaliye neden olmuş olabilir. Burada tümörün çıkarılmasıyla birlikte hidrosefali de ortadan kaldırılır. Ancak hidrosefalinin farklı birçok nedeni olabilir. Bunlardan biri de bu fazla sıvının bir tıkanıklık nedeniyle tahliye edilememesidir. Burada da şanta gerek kalmadan özellikle çocuk yaş grubunda <a href="https://dryavuzaras.com/endoskopik-hidrosefali-ameliyati/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">endoskopik ameliyat</a> (endoskopik üçüncü ventrikülostomi) düşünebilir. Suyun akışını/emilimini bozan tıkanıklık aşılır ve BOS (beyin omurilik sıvısı) yeniden devirdaime başlar.</p>



<h2>Hirosefali Şant Ameliyatı</h2>



<p>Tüm hidrosefali olgularında endoskopik yaklaşım mümkün değildir. Endoskopik yaklaşımın belli başlı endikasyonları vardır, bu yöntem uygun hastalarda uygulanabilir ve başarılı sonuçlar verir. Endoskopik yaklaşıma uygun olmayan hastalarda hidrosefali şant tedavisi tercih edilir. Şant tedavisi çok uzun yıllardır uygulanan bir cerrahidir. Hidrosefali şant ameliyatı 1950’lerin hemen başında yapılmaya başlamıştır. O gün kullanılan şant sistemiyle bugün kullanılan sistem büyük ölçüde aynıdır. Şantın çalışma mekanizması oldukça basittir. Bir ucu beyinde bir ucu karın boşluğunda olan ince bir borudur. Şant bir valf sistemi ile bağlantılıdır. Bu valf BOS basıncını ayarlar. Nihayetinde beyinde biriken fazla sıvı bu boru yardımıyla karın boşluğuna aktarılır ve emilimi orada sağlanır. Beyin içindeki basınç da düşürülür. Beyinde aşırı sıvı birikiminin önüne geçilir. Hasta yaşamına sağlıkla devam edebilir. Hidrosefalinin çıkaracağı sorunlar ortadan kaldırılabilir.</p>



<p>Hidrosefali şant ameliyatı erişkinlerde oldukça olumlu sonuçlar verirken, çocuklarda başarı oranları aynı olmayabilir. Öyle ki ABD’de yapılmış bazı çalışmalarda şant takılmış her iki çocuktan birinin iki yıl içinde şant sistemiyle ilgili çeşitli sorunlar nedeniyle yeniden ameliyat edilmesi gerektiği belirtilmiştir.</p>



<h3>Sonuç</h3>



<p>Şant tedavisi neredeyse 75 yıldır uygulanan bir prosedürdür. Bu sayede de üzerine birçok çalışma yapılmıştır. Sonuçları, hastaya getirebileceği potansiyel faydalar, uygulamanın handikapları net bir şekilde bilinmektedir. Öte yandan endoskopik tedaviye uygun olmayan hastalarda da tek seçenektir. Şant ile hidrosefali tedavi edilebilir. Fazla BOS emilir, basınç düşürülür. Ancak şant sistemi zaman içinde enfekte olabilir ya da farklı bir nedenle fonksiyonunu kaybedebilir. Bu durumda da hasta ameliyata alınır, şantı çıkarılır, yeni bir şant takılır. Hastanın yaşamı boyunca birden fazla kez ameliyat olması gerekebilir.</p>



<p>Günün sonunda, artıları ve eksileri ile değerlendirildiğinde şant bazı hastalar için hayat kurtarıcı özelliğini sürdürmektedir. Ancak bunun yanı sıra hastaların şant sisteminin çıkarabileceği sorunlar hakkında da bilgi sahibi olmaları önemlidir.</p>



<h2>Şant Ameliyatı Hakkında Sık Sorulan Sorular</h2>



<p>Beyin cerrahisinde şant ameliyatı uzun yıllardır uygulanmaktadır. Şant sisteminin kendisi de çok uzun süredir aynı yapıdadır. Yani cihazın kendisinde de pek bir değişiklik olmamıştır. Bu nedenle beyin cerrahları tarafından artıları, eksileri iyi bilinen bir prosedürdür. Hastalar tarafından sık sorulan sorular ve cevapları şöyledir.</p>



<h3>Şant ameliyatı nedir?</h3>



<p>Şant ameliyatı, en basit tanımıyla ince bir borunun beyinde birikmiş fazla beyin omurilik sıvısını (BOS) buradan karın boşluğuna aktarmasıdır. Buradaki amaç beyindeki fazla sıvı ve yüksek basıncı normal seviyelere düşürerek, kişinin bilişsel becerilerini korumaktır.</p>



<h3>Şant ömür boyu kalır mı?</h3>



<p>Evet. Şant, bir nedenle beynin fazla ürettiği BOS’u kalıcı olarak normale indiren ya da doğal tahliye yolu açan bir tedavi değildir. Şant, buradaki sorunu çözen yardımcı bir cihazdır. Yani beyinde biriken fazla BOS’un tahliyesi şant cihazı ile olur. Şant çıkarılırsa bu fazla sıvının tahliyesi de mümkün olmaz. Bu nedenle şantın ömür boyu kalması gerekir. Daha da önemlisi şant çalışır halde kalmalıdır. Şant sistemi bozulursa değiştirilmelidir.</p>



<h3>Şant arızalanırsa ne olur?</h3>



<p>Şant sistemi arızalanabilir. Tıkanabilir, enfekte olabilir. Fazla BOS’un tahliyesi sekteye uğrayabilir. Bu durumda hidrosefalinin semptomları yeniden ortaya çıkar. Baş ağrısı, bulantı, kusma, bilinç bulanıklığı, görme problemleri söz konusu olabilir. Hekime başvurmak gerekir. Şant sistemi değiştirilir.</p>



<p>Yapılan farklı çalışmalarda, şant takılan hastaların yüzde 1 ila 20’sinde enfeksiyon görülmüştür. Çalışmaların çoğunda ise ortak nokta bu enfeksiyonların yaklaşık yüzde 70’inin işlemden sonraki ilk 6 ayda ortaya çıkmasıdır. Şant hattı boyunca görülebilen yara, kızarıklık, hassasiyet enfeksiyon belirtisi olabilir.</p>



<h3>Şant kaç yılda bir değişir?</h3>



<p>Şant çalışır vaziyetteyse, bir enfeksiyon durumu da yoksa şantın değişmesi gerekmez.</p>



<h3>Şant takılan hastalar nasıl bir yaşam sürer?</h3>



<p>Hastalar günlük yaşamlarına devam edebilir. Hidrosefalinin yol açtığı semptomlar ortadan kalkar. Özellikle işlem erken evrelerde beyinde bir fonksiyonel hasar oluşmadan yapılmışsa kişi rahatlıkla normal bir yaşam sürer. Çocuk, akranlarıyla birlikte okuluna devam edebilir.&nbsp; Yetişkinler iş hayatına katılabilir. Bazı ağır ve temasa dayalı spor aktivitelerini kısıtlamak gerekebilir. Ameliyatı yapan hekim bu konuda hastasını mutlaka bilgilendirir.</p>



<h3>Şant takıldıktan sonra takip gerekir mi?</h3>



<p>Evet, mutlaka. Düzenli aralıklarla beyin cerrahı tarafından hastanın kontrol edilmesi gerekir. Görüntüleme yöntemleriyle şantın çalışırlığı, BOS’un başarıyla tahliye edilip edilmediği kontrol edilir.</p>



<h3>Şant ameliyatı kaç saat sürer?</h3>



<p>İşlem genelde bir saat içinde tamamlanır. Hastanın uyutulması, sonrasında uyandırılmasıyla birlikte yeniden odasına götürülmesi 2 saati bulabilir.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/hidrosefali-sant-ameliyati/">Hidrosefali Şant Ameliyatı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dryavuzaras.com/hidrosefali-sant-ameliyati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boyun Fıtığı Ameliyatı</title>
		<link>https://dryavuzaras.com/boyun-fitigi-ameliyati/</link>
					<comments>https://dryavuzaras.com/boyun-fitigi-ameliyati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Yavuz Aras]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Feb 2025 06:39:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dryavuzaras.com/?p=8642</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boyun Fıtığı Ameliyatı Boyun fıtığı boyundaki 7 adet omurun arasında bulunan toplamdaki 5 diskten birinin ya da birden fazlasının doğal konumunu kaybederek fıtıklaşmasıdır. Bu hastalarda ilk aşamada genellikle istirahat, kilo verme, egzersiz, ilaç kullanımı, enjeksiyon uygulaması gibi daha basit yaklaşımlarla sorun çözülmeye, hastanın ağrıları azaltılmaya, hareket kabiliyeti artırılmaya çalışılır. Boyun fıtığı hastalarının büyük bir bölümünde de (yüzde 80 ila 90 arası) bu yaklaşımlarla olumlu yanıt alınır. Kalan hasta grubunda ise cerrahi yöntemlere ihtiyaç duyulur ve bu hastalarda cerrahi oldukça tatmin edici sonuçlar verir. Yüzde 85 ila 95 arası bir başarı oranından bahsedilebilir. Boyun fıtığı ameliyatı temelde omurlar arasında bulunan fıtıklaşmış diskin omuriliğe ve sinirlere yaptığı basının ortadan kaldırılmasını içerir. Bu fıtıklaşmış doku çıkarılır, sinir rahatlatılır. Böylece, hastanın şikayetleri (ağrı, hareket güçlüğü, hissizlik, güçsüzlük, farklı fonksiyonel bozukluklar vd.) ortadan kaldırılır/hafifletilir. Boyun Fıtığı Ameliyatı Hangi Durumlarda Gereklidir? Hangi hastanın ameliyat edileceği hangisinin edilmeyeceği önemli bir ayrımdır. Peki, hangi hastaların ameliyat edilmesi daha [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/boyun-fitigi-ameliyati/">Boyun Fıtığı Ameliyatı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1>Boyun Fıtığı Ameliyatı</h1>



<p>Boyun fıtığı boyundaki 7 adet omurun arasında bulunan toplamdaki 5 diskten birinin ya da birden fazlasının doğal konumunu kaybederek fıtıklaşmasıdır. Bu hastalarda ilk aşamada genellikle istirahat, kilo verme, egzersiz, ilaç kullanımı, enjeksiyon uygulaması gibi daha basit yaklaşımlarla sorun çözülmeye, hastanın ağrıları azaltılmaya, hareket kabiliyeti artırılmaya çalışılır. Boyun fıtığı hastalarının büyük bir bölümünde de (yüzde 80 ila 90 arası) bu yaklaşımlarla olumlu yanıt alınır. Kalan hasta grubunda ise cerrahi yöntemlere ihtiyaç duyulur ve bu hastalarda cerrahi oldukça tatmin edici sonuçlar verir. Yüzde 85 ila 95 arası bir başarı oranından bahsedilebilir. Boyun fıtığı ameliyatı temelde omurlar arasında bulunan fıtıklaşmış diskin omuriliğe ve sinirlere yaptığı basının ortadan kaldırılmasını içerir. Bu fıtıklaşmış doku çıkarılır, sinir rahatlatılır. Böylece, hastanın şikayetleri (ağrı, hareket güçlüğü, hissizlik, güçsüzlük, farklı fonksiyonel bozukluklar vd.) ortadan kaldırılır/hafifletilir.</p>



<h2>Boyun Fıtığı Ameliyatı Hangi Durumlarda Gereklidir?</h2>



<p>Hangi hastanın ameliyat edileceği hangisinin edilmeyeceği önemli bir ayrımdır. Peki, hangi hastaların ameliyat edilmesi daha uygundur?</p>



<ul><li>Konservatif tedavilerden fayda görmemiş, boyun, omuz, kol ağrısı geçmemiş hastalar</li><li>Fıtığın sinire bası yaptığı ve elde, kolda veya kasta güçsüzlüğe yol açtığı hastalar</li><li>Omurilik basısının kol ve bacaklarda güçsüzlüğe, denge kaybına ve hatta idrar tutamama gibi sorunlara yol açtığı hastalar</li></ul>



<h2>Boyun Fıtığı Ameliyatı Nasıl Yapılır?</h2>



<p>Boyun fıtığının ameliyatı tüm dünyada çok uzun yıllardır uygulanmaktadır. Öyle ki ABD’de her yıl ortalama 132 bin hastaya boyun fıtığı ameliyatı yapılmaktadır. Teknoloji ile birlikte zaman içinde ameliyat yüksek teknolojiyle daha hassas ve vücutta daha küçük kesiler açarak yapılmaya başlanmıştır. Başlarda büyük bir kesi yeri açılarak yapılan bu ameliyat, 80’li yıllarda ameliyat mikroskobu yardımıyla yapılmaya başlanmış, 2000’lerden sonra ise bu tekniğe bir alternatif olarak endoskopik yaklaşım da eklenmiştir.&nbsp;</p>



<h2>Boyun Fıtığı Ameliyatı Çeşitleri</h2>



<p>Günümüzde boyun fıtığı için farklı ameliyat tipleri mevcuttur. Her hastanın kendi özel durumuna göre bu seçeneklerden biri tercih edilebilir.</p>



<h3>Anterior Servikal Mikrodiskektomi</h3>



<p>Boyunun ön tarafından küçük bir kesi yeri açılır, ameliyat mikroskobu kullanılarak fıtıklaşmış disk çıkarılır.&nbsp;</p>



<h3>Anterior Servikal Diskektomi + Füzyon</h3>



<p>Yine mikroskop yardımıyla boynun ön kısmından girilerek yapılır. Fıtıklaşmış disk çıkarılır. Ancak burada ilave olarak füzyon denilen cerrahi işlem yapılır. Bu nedir? Fıtıklaşan diskin alt ve üst omuru metal çubuk ve vidalar ile birbirine kaynatılır. Bu işlem omurganın mukavemetinin korunmasını sağlar.&nbsp;</p>



<h3>Anterior Servikal Diskektomi + Disk Protezi</h3>



<p>Aynı şekilde fıtıklaşmış disk vücuttan çıkarılır. Ancak burada füzyon yerine hastanın omurgasına yeni metal bir disk yerleştirilir. Bu yeni disk çıkarılan fıtıklaşmış diskin yerini alır ve görevini yapar.</p>



<h3>Endoskopik Boyun Fıtığı Ameliyatı</h3>



<p>Diğer teknikler farklı olarak burada mikroskop değil endoskop yardımıyla ameliyat yapılır. Ciltte daha küçük bir kesi yeri açarak (birkaç mm kadar) diske ulaşmak mümkündür. Bu haliyle kapalı boyun fıtığı ameliyatı olarak da isimlendirilir. Boynun ön ya da arka kısmından diske ulaşılabilir. Burada hastaya uygulanan prosedür de diğer uygulamalardan bir nebze farklıdır. Fıtıklaşmış disk tamamen çıkarılmaz. Yalnızca fıtıklaşmış doku çıkarılır. Bu haliyle endoskopik yaklaşım her hastada mümkün olmayabilir. Ancak uygun hastalarda oldukça iyi sonuç verir.</p>



<h2>Boyun Fıtığı Ameliyatı Hakkında Sık Sorulan Sorular</h2>



<p>Boyun fıtığı ameliyatına dair hem hastaların hem de hasta yakınlarının en sık sorduğu sorulara kısa kısa yanıt vermeye çalışalım.</p>



<h3>Boyun fıtığı ameliyatı ne kadar sürer?</h3>



<p>Ortalama 60 dakika süreceğini söyleyebiliriz. Tabii, bu süre kısalabileceği gibi uzayabilir de. Fıtığın konumu, omurgada kaç adet fıtık olduğu, cerrahi ekibin tecrübesi, omurda kireçlenme olup olmadığı bu süreyi değiştirir. Ayrıca uygulanan cerrahi teknik de ameliyatın süresini etkiler. Hastanın ameliyathaneye inmesi, uyutulması, cerrahi ve sonrasında uyandırılması ile birlikte odasına tekrar çıkması en az 2 saati bulacaktır.</p>



<h3>Boyun fıtığı ameliyatında genel anestezi mi yapılır?</h3>



<p>Evet. Çok nadir özellikli bazı olgularda lokal anestezi düşünülebilir.</p>



<h3>Boyun fıtığı ameliyatı nasıl yapılır?</h3>



<p>Ameliyat öncesi fıtığa boynun ön kısmından mı yoksa arka kısmından mı yaklaşılacağının kararı verilir. Buna göre hasta ameliyat masasına yüz üstü veya sırt üstü yatırılır. Ameliyat endoskop ile yapılacaksa 1 cm’den daha küçük, mikroskopla yapılacaksa ortalama 3 cm’lik bir kesi yeri açılır. Kullanılan cerrahi enstrümanlar yardımıyla fıtık vücut dışına çıkarılır. Çıkarılan diskin yerine omurganın mukavemetini koruması için metal bir disk yerleştirilebilir ya da metal vida ve çubuklarla füzyon yani kaynaştırma işlemi yapılır. Yeni bir disk yerleştirilen olgularda cerrahi sonunda diskin konumundan emin olmak için floroskopi (bir nevi röntgen) görüntülemesi yapılabilir.</p>



<h3>Boyun fıtığı ameliyatı sonrası ne zaman yemek yenir?</h3>



<p>Genel anestezinin bir kuralı olarak anestezinin etkisi geçmeden hastaya yemek verilmez. Genellikle cerrahiden 4 saat sonra hastanın yemeği getirilir.</p>



<h3>Boyun fıtığı ameliyatı sonrası ağrı normal mi?</h3>



<p>Cerrahiden sonra hasta odasına geldiğinde kesi yeri nedeniyle bir miktar ağrısı olabilir. Ancak basit ağrı kesicilerle bu ağrı yönetilebilir. Kısa süre içinde de kaybolur. Burada asıl önemli olan ağrıları nedeniyle ameliyat olmak isteyen hastaların fıtık kaynaklı ağrılarının kaybolup kaybolmadığıdır. Burada ameliyata uygun hasta seçimi çok önemlidir. Boyun fıtığı ameliyatı doğru hastaya uygulandığında ameliyat sonrası boyun fıtığı kaynaklı ağrılarda mutlaka gerileme olur.</p>



<h3>Boyun fıtığı ameliyatından sonra boyunluk takılır mı?</h3>



<p>Uygulanan ameliyata göre değişir. Hastaya füzyon yapıldıysa, yani fıtıklaşmış diskin altındaki ve üstündeki omur birbirine kaynatıldıysa, bu kaynamanın sağlıkla gerçekleşmesi için boynu stabilize etmek, bunun için de boyunluk takmak gerekir. Bu süre ortalama 1,5 ay kadardır. Diğer cerrahi yöntemlerden sonra ise genellikle birkaç günlük boyunluk kullanımı yeterli görülür.</p>



<h3>Hastanede kalmak gerekiyor mu?</h3>



<p>Evet, en azından bir gece hastane yatışı gerekir. Ağrı ve enfeksiyon yönetimi yapmak, hastanın genel durumunu görmek için hastane yatışı planlanır.&nbsp;</p>



<h3>Ameliyat sonrası fizik tedavi gerekir mi?</h3>



<p>Çoğu zaman, evet. Hastada ameliyat öncesi fıtık kaynaklı güç kaybı, his kaybı, şekil bozukluğu gibi durumlar mevcutsa fizik tedaviden yararlanılması önerilir.</p>



<h3>Ne zaman otomobil kullanabilirim?</h3>



<p>Uygulanan cerrahi yönteme, omurgada kaç adet fıtık olduğuna ve fıtığın konumuna göre otomobil kullanmaya dönme süresi değişir. Hastanın yaşı, genel fiziksel gücü, kas kuvveti bu dönüş süresini etkiler. En az 1 hafta araç kullanımı önerilmez. Füzyon uygulanan vakalarda ise kaynamaya zarar vermemek için bu süre 2 haftaya çıkarılır.</p>



<h3>Ameliyat kalıcı çözüm mü, boyun fıtığı tekrarlar mı?</h3>



<p>Nadiren tekrarlar. Boyun fıtıkları, bel fıtıkları ile kıyaslandığında çok daha az nüks riski taşır.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/boyun-fitigi-ameliyati/">Boyun Fıtığı Ameliyatı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dryavuzaras.com/boyun-fitigi-ameliyati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Baş Ağrısı ve Beyin Tümörü</title>
		<link>https://dryavuzaras.com/bas-agrisi-ve-beyin-tumoru/</link>
					<comments>https://dryavuzaras.com/bas-agrisi-ve-beyin-tumoru/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Yavuz Aras]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Oct 2024 14:41:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dryavuzaras.com/?p=8626</guid>

					<description><![CDATA[<p>Baş Ağrısı ve Beyin Tümörü Baş ağrısı ve beyin tümörü ilişki nasıldır? Beyin tümörünün en önemli semptomlarından biri sürekli ve şiddetli baş ağrısıdır. Başı ağrıyan hastaların da bir noktada aklına “Beynimde tümör mü var?” sorusu gelebilir. Ancak baş ağrılarının birçok farklı nedeni vardır ve beyin tümörleri bu nedenler arasında ilk sıralarda da yer almaz. Öte yandan hastaların bu endişesini de anlamak gerekir. Zira biz de muayene esnasında hastanın baş ağrısı şikayeti olup olmadığını sorgularız. Çünkü beyin tümörü tanısı konulan hastaların yüzde 45 ila 50’lik bir bölümünde ilk semptom baş ağrısıdır. Ancak beyin tümörünün bir sonucu olarak ortaya çıkan baş ağrısı farklı özellikler de taşır ve normal bir baş ağrısına da benzemez. Hasta bu baş ağrısını “Patlayıcı, gece uykumdan uyandırıyor, şu ana kadar yaşadığım en şiddetli baş ağrısı, daha önce yaşamadığım bir ağrı, ilk kez oluyor böyle daha önce yoktu, sürekli ağrıyor” gibi ifadelerle tanımlayabilir. Öksürme, hapşırma gibi eylemler sırasında beyin [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/bas-agrisi-ve-beyin-tumoru/">Baş Ağrısı ve Beyin Tümörü</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1>Baş Ağrısı ve Beyin Tümörü</h1>



<p>Baş ağrısı ve beyin tümörü ilişki nasıldır? <a href="https://dryavuzaras.com/beyin-tumoru/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Beyin tümörünün</a> en önemli semptomlarından biri sürekli ve şiddetli baş ağrısıdır. Başı ağrıyan hastaların da bir noktada aklına <em>“Beynimde tümör mü var?” </em>sorusu gelebilir. Ancak baş ağrılarının birçok farklı nedeni vardır ve beyin tümörleri bu nedenler arasında ilk sıralarda da yer almaz. Öte yandan hastaların bu endişesini de anlamak gerekir. Zira biz de muayene esnasında hastanın baş ağrısı şikayeti olup olmadığını sorgularız. Çünkü beyin tümörü tanısı konulan hastaların yüzde 45 ila 50’lik bir bölümünde ilk semptom baş ağrısıdır. Ancak beyin tümörünün bir sonucu olarak ortaya çıkan baş ağrısı farklı özellikler de taşır ve normal bir baş ağrısına da benzemez. Hasta bu baş ağrısını <em>“Patlayıcı, gece uykumdan uyandırıyor, şu ana kadar yaşadığım en şiddetli baş ağrısı, daha önce yaşamadığım bir ağrı, ilk kez oluyor böyle daha önce yoktu, sürekli ağrıyor”</em> gibi ifadelerle tanımlayabilir. Öksürme, hapşırma gibi eylemler sırasında beyin içi basınç artacağı için baş ağrısı da artabilir. Hastada ayrıca baş ağrısına eşlik eden kusma ve fonksiyonel bazı bozukluklar da söz konusu olabilir.</p>



<h2>Tümör büyüdükçe baş ağrısı daha mı belirgin olur?</h2>



<p>Evet. Büyüyen tümör kafatası içinde daha çok yer edinir, basıncı artırır ve nihayetinde daha da şiddetli, kalıcı bir baş ağrısını gündeme getirebilir.</p>



<h2>Baş ağrısı olan hastalar MR çektirmeli mi?</h2>



<p>Başı ağrıyan her hastaya MR çekmek günlük pratiğimizde pek başvurduğumuz bir uygulama değildir. Ancak ağrı kalıcılaşmış ve/veya şiddetlenmiş ise beyin MR taramasına başvurmak gerekir. Öte yandan hasta baş ağrısını takıntı yapmış ve sürekli beyninde tümör ya da farklı bir hastalık olabileceğini düşünüyorsa da bu soruya bir cevap bulmak için MR görüntülemesine başvurmak gerekir. Çünkü bu düşünce bile başlı başına hastanın başının ağrımasına nedeni olabilir.</p>



<h2>Sonuç: Bağ Ağrısı ve Beyin Tümörü</h2>



<p>Baş ağrısının nedeni nadiren bir beyin tümörü olur. Baş ağrısı çok büyük oranda farklı, geçici bir durumdan kaynaklanmıştır. Baş ağrılarının yaklaşık yüzde 90’lık bir bölümü gelip geçicidir ve herhangi bir ciddi hastalıkla ilişkisi yoktur. Ancak baş ağrısının topyekün önemsiz bir semptom olarak da düşünemeyiz. Baş ağrısı ve beyin tümörü arasında bir ilişki de olabilir. Yukarıda belirttiğimiz gibi şiddetli, uzun süreli ağrılarda hastanın mutlaka bir beyin cerrahını ziyaret etmesi ve muayene olması gerekir.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/bas-agrisi-ve-beyin-tumoru/">Baş Ağrısı ve Beyin Tümörü</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dryavuzaras.com/bas-agrisi-ve-beyin-tumoru/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Trigeminal Nevralji Tedavisi</title>
		<link>https://dryavuzaras.com/trigeminal-nevralji-tedavisi/</link>
					<comments>https://dryavuzaras.com/trigeminal-nevralji-tedavisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Yavuz Aras]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 01 Sep 2024 08:05:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dryavuzaras.com/?p=8614</guid>

					<description><![CDATA[<p>Trigeminal Nevralji Tedavisi Trigeminal nevralji tedavisi için günümüzde hem major cerrahi girişimler hem de daha konservatif yaklaşımlar mevcuttur. Trigeminal nevralji hastanın yüzünde aniden, şiddetli bir şekilde ortaya çıkan ağrı atakları olarak tanımlanabilir. Bu ağrı trigeminal sinirden köken alır. Ağrı çok şiddetli ve/veya çok sık (günde 20-25 kez dahi olabilir) görülebilir. Bazen diş fırçalama, yüz yıkama, yemek yeme esnasında bu ağrı kendini gösterebilir. Bu haliyle yaşam kalitesini bozan bir rahatsızlıktır ve tedavi edilmesi düşünülebilir. Trigeminal nevralji tedavisi cerrahi girişimi içerebileceği gibi daha konservatif, vücutta bir kesi yeri açmadan yapılan, yaklaşımları da içerebilir. Trigeminal Nevralji Ameliyatı &#8211; Mikrovasküler Dekompresyon Trigeminal nevralji tedavisi için en tatmin edici yaklaşımlardan biri cerrahidir. Özellikle sinir üzerinde bir damar basısı mevcutsa bu ameliyat düşünülür. Bu rahatsızlığın en önemli nedeni de zaten sinir üzerindeki damar basısıdır. Cerrahiyle ağrı hızlıca, yüksek oranda ve kalıcı olarak tedavi edilebilir. Trigeminal nevralji ameliyatı, genel anestezi altında kulağın arkasında açılan bir pencereden trigeminal [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/trigeminal-nevralji-tedavisi/">Trigeminal Nevralji Tedavisi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1>Trigeminal Nevralji Tedavisi</h1>



<p>Trigeminal nevralji tedavisi için günümüzde hem major cerrahi girişimler hem de daha konservatif yaklaşımlar mevcuttur. <a href="https://dryavuzaras.com/trigeminal-nevralji/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Trigeminal nevralji </a>hastanın yüzünde aniden, şiddetli bir şekilde ortaya çıkan ağrı atakları olarak tanımlanabilir. Bu ağrı trigeminal sinirden köken alır. Ağrı çok şiddetli ve/veya çok sık (günde 20-25 kez dahi olabilir) görülebilir. Bazen diş fırçalama, yüz yıkama, yemek yeme esnasında bu ağrı kendini gösterebilir. Bu haliyle yaşam kalitesini bozan bir rahatsızlıktır ve tedavi edilmesi düşünülebilir. Trigeminal nevralji tedavisi cerrahi girişimi içerebileceği gibi daha konservatif, vücutta bir kesi yeri açmadan yapılan, yaklaşımları da içerebilir.</p>



<h2>Trigeminal Nevralji Ameliyatı &#8211; Mikrovasküler Dekompresyon</h2>



<p>Trigeminal nevralji tedavisi için en tatmin edici yaklaşımlardan biri cerrahidir. Özellikle sinir üzerinde bir damar basısı mevcutsa bu ameliyat düşünülür. Bu rahatsızlığın en önemli nedeni de zaten sinir üzerindeki damar basısıdır. Cerrahiyle ağrı hızlıca, yüksek oranda ve kalıcı olarak tedavi edilebilir. Trigeminal nevralji ameliyatı, genel anestezi altında kulağın arkasında açılan bir pencereden trigeminal sinire ulaşıp süngere benzetilebilecek bir maddeyle sinirin üzerindeki basının ortadan kaldırılmasını içerir. Sonuçları olumludur. Hastaların yaklaşık yüzde 90’ı ağrılarından kurtulur.</p>



<h2>Trigeminal Nevralji için Konservatif Tedaviler</h2>



<p>Trigeminal nevraljide kafatasını açmadan uygulanabilen daha konservatif tedaviler de mevcuttur. Bu yaklaşımlar dudağın hemen yanından, yanaktan ince bir katater ile girerek trigeminal sinire ulaşılmasını ve buradaki ağrı sinyallerinin ortadan kaldırılmasını içerir. Bunların yanı sıra stereotaktik radyocerrahi yani gamma knife uygulaması da elimizdeki bir diğer kesisiz tedavi seçeneğidir.</p>



<h3>Balon Kompresyon</h3>



<p>Trigeminal nevraljinin ameliyat d<a href="https://dryavuzaras.com/trigeminal-nevralji-tedavisinde-balon/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ışı tedavileri içerisinde kliniğimizde uyguladığımız yöntem </a>balon kompresyon prosedürüdür. Bu işlem yanaktan ince bir iğne (katater) ile trigeminal sinire ulaştıktan sonra bir balon yardımıyla sinirden çıkan ağrı sinyallerinin ortadan kaldırılmasını içerir. İşlem görüntüleme eşliğinde genel anestezi altında yapılır. Yapılan bilimsel çalışmalar ve klinik pratiğimiz bu balona “armut şeklinde” bir görüntü verildiğinde ağrının ortadan kalktığı yönündedir. Skopi cihazının sağladığı görüntüden yararlanarak balona bu şekli verdikten bir süre sonra, balon söndürülerek vücut dışına çıkarılır. Hastaların çok büyük bir bölümünde işlem sonrasında ağrı geçer.</p>



<h3>&nbsp;Radyofrekans Rizotomi</h3>



<p>İşlem, yanaktan ince bir radyofrekans iğnesi ile trigeminal sinire ulaştıktan sonra radyofrekans enerjisi ile ağrı sinyallerinin ortadan kaldırılmasını amaçlar. Uygulama esnasında hasta uyanık tutulur ve ağrı odağına müdahale ederek hastaya ağrısı olup olmadığı sorulur. İşleme bu doğrultuda yön verilir.</p>



<h3>Gliserol Rizotomi</h3>



<p>Yine ince bir katater ile trigeminal sinire ulaşılır buraya gliserol adı verilen bir madde enjekte edilir. Müdahale yaklaşık 45 dakikada tamamlanır.</p>



<h3>Gamma Knife</h3>



<p>Beyin cerrahisi tarafından kullanılmak için tasarlanan bir teknoloji olan Gamma Knife, sıklıkla beyin tümörleri, daha sonra ise beynin damarsal hastalıkları olan AVM ve kavernomlara yönelik uygulanır. Ancak cihazın fonksiyonel nöroşirürjide de kullanım alanı mevcuttur. Trigeminal nevraljinin tedavisinde de Gamma Knife’a başvurmak düşünülebilir. Cihazın kullanım prensibi aynıdır. Gamma ışınlarını nasıl tümöre ya da damar yumağına odaklıyorsak, trigeminal nevraljide de ağrının kaynağı olan trigeminal sinire ışınlar odaklanır. Sinirin beyin sapından çıktığı bölgeye ışın göndererek buradaki ağrı sinyalleri kesilir. Gamma Knife anında sonuç veren bir tedavi değildir, sonuç görmek için uygulamadan sonra bir süre beklemek gerekir. Bu nedenle tedavi sonrası hastanın ağrıları devam edebilir. Uygulamadan 4-6 hafta kadar sonra ağrılar azalır. Tamamen geçmesi için ise 8 aya kadar beklemek gerekebilir.</p>



<h2>Tanıdan Tedaviye Trigeminal Nevralji</h2>



<p>Trigeminal nevralji kişiyi iki açıdan yoran bir hastalık; ağrı ve bu ağrının sebebini çözememek. Kişi zaten aniden çıkabilen yoğun bir ağrıdan muzdariptir. Ek olarak bu ağrının nedenini de tam olarak çözemez. Çoğu hasta ilk olarak diş hekimine gider ve hatta bazen de bazı hastalar diş kaybı dahi yaşayabilir. Bu nedenle çözülmesi gereken ilk konu trigeminal nevraljinin tanısını tam olarak koyabilmektir. Bu aslında o kadar karmaşık bir tanı değil. Ülkemizdeki tüm beyin cerrahları hastanın hikayesini dinlediğinde bu tanıyı rahatlıkla koyabilir. Bu hastaların en öne çıkan şikayetleri arasında, yemek yerken ya da konuşurken, ani, kısa süreli, şok benzeri bir ağrı söz konusudur. MR taramasıyla da tanı net bir şekilde ortaya konur. MR ile beyinde bir damar basısı ya da tümör nedeniyle bu semptomun ortaya çıkmadığından emin olunur. Ağrının trigeminal sinirden kaynaklandığı görülür.</p>



<p>Bir sonraki aşamada ise artık tedavi seçeneklerini konuşmak gerekir. Yukarıda belirttiğimiz gibi trigeminal nevralji tedavisinde birden fazla seçeneğe sahibiz. Bu seçeneklerle kavuşmak istediğimiz sonuç ise hastanın ağrısız ve konforlu bir yaşama sahip olması. Tedavi seçenekleri arasında değerlendirmek yaparken kişiye en az zahmet verecek yöntemler ilk olarak düşünülür. Ağızdan alınan ilaçlar reçete edilir. Bu ilaçlar bazı hastalarda yarar sağlar. Ancak bazı hastalara yeterli iyilik hali sağlamayabilir, bazı hastalarda ise yan etkiler (sersemlik hissi ve dengesizlik gibi) ortaya çıkabilir.</p>



<p>Bu durumda girişimsel yöntemlere geçilir.&nbsp; Burada uygulandığımız tedavi balon kompresyon yöntemidir. Bu yöntemde, görüntüleme eşliğinde, hastanın ağzının kenarından bir iğne ile trigeminal sinire ulaşılır. Bu iğne boyunca inik halde bir balon ilgili sinire konumlandırılır, şişirilir ve sinirde basınç oluşturulur. Burada adeta bir armut formunda bir şekil elde edilir ve röntgende görülür. Sinirde oluşturulan bu bası ağrının giderilmesini sağlar.</p>



<p>Trigeminal nevralji tedavisinde çok uzun yıllardır uygulanan ve altın standart olarak da düşünülen yaklaşım ise mikrovasküler dekompresyon ameliyatıdır. Bu yöntem kalıcı bir tedavi sunar. Özellikle genç, genel sağlık durumu iyi hastalarda düşünülebilir. Bu tedavi, kafatasında kulağın arka kısmında bir pencere açıp trigeminal sinire ulaşıp, burada adeta bir sünger ile siniri sarıp ilgili temasın kesilmesini içerir.</p>



<p>Sonuç olarak her hastanın tedavisi kendine özeldir. Bazı hastalarda doğrudan ameliyat düşünülebilirken bazı hastalarda balon kompresyon değerlendirilir. Öte yandan bazı hastalarda da ilaç tedavisi ile çok iyi sonuçlar alınabilir ve hastalık uzun yıllar bu şekilde yönetilebilir.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/trigeminal-nevralji-tedavisi/">Trigeminal Nevralji Tedavisi</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dryavuzaras.com/trigeminal-nevralji-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaz Sıcaklarında Beyin Sağlığına Dikkat</title>
		<link>https://dryavuzaras.com/yaz-sicaklarinda-beyin-sagligina-dikkat/</link>
					<comments>https://dryavuzaras.com/yaz-sicaklarinda-beyin-sagligina-dikkat/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Yavuz Aras]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Aug 2024 10:31:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dryavuzaras.com/?p=8612</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaz Sıcaklarında Beyin Sağlığına Dikkat! Mevsim normalleri üzerinde seyreden yaz sıcakları herkesi olumsuz etkilerken özellikle nörolojik hastalığı olan kişileri daha ciddi şekilde etkiliyor. Aşırı sıcaklar var olan nörolojik hastalığınızı şiddetlendirebilir hatta yeni nörolojik hastalıklara neden olabilir. Vücudumuzun su ihtiyacı aşırı sıcaklarda daha fazladır, ihtiyacın altında içilen su, kalp-damar sistemini sekteye uğratarak tansiyon sorunlarına ve felçlere neden olabilir. Bu noktada hem aşırı sıcaklar hem de yetersiz su alımı Alzheimer, MS (Multiple Skleroz), ALS (Amyotrofik Leteral Skleroz) ve Parkinson, migren hastalarının şikayetlerinin artması ile sonuçlanıyor. Ayrıca beynin savunma mekanizması olan kan-beyin bariyeri de aşırı sıcaklardan etkilenmektedir. Bu sebeplerden dolayı aşırı yaz sıcaklıklarında nörolojik hastalığı olan kişilerin daha&#160; da dikkatli olması gerekmektedir. Biz de sizler için aşırı sıcaklardan etkilenen nörolojik hastalıkları sıraladık. Epilepsi Epilepsi nöbetleri sıcaklık artışına paralel olarak artabilir. Özellikle vücudunun ısısının artması, terleme ve buharlaşmaya bağlı sıvı kaybı, susuzluk sebebiyle elektrolit dengesizlikleri, sıcak havaya bağlı uykusuzluk, stres gibi faktörler epilepsi hastalarını [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/yaz-sicaklarinda-beyin-sagligina-dikkat/">Yaz Sıcaklarında Beyin Sağlığına Dikkat</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1>Yaz Sıcaklarında Beyin Sağlığına Dikkat!</h1>



<p>Mevsim normalleri üzerinde seyreden yaz sıcakları herkesi olumsuz etkilerken özellikle nörolojik hastalığı olan kişileri daha ciddi şekilde etkiliyor. Aşırı sıcaklar var olan nörolojik hastalığınızı şiddetlendirebilir hatta yeni nörolojik hastalıklara neden olabilir. Vücudumuzun su ihtiyacı aşırı sıcaklarda daha fazladır, ihtiyacın altında içilen su, kalp-damar sistemini sekteye uğratarak tansiyon sorunlarına ve felçlere neden olabilir. Bu noktada hem aşırı sıcaklar hem de yetersiz su alımı Alzheimer, MS (Multiple Skleroz), ALS (Amyotrofik Leteral Skleroz) ve Parkinson, migren hastalarının şikayetlerinin artması ile sonuçlanıyor. Ayrıca beynin savunma mekanizması olan kan-beyin bariyeri de aşırı sıcaklardan etkilenmektedir. Bu sebeplerden dolayı aşırı yaz sıcaklıklarında nörolojik hastalığı olan kişilerin daha&nbsp; da dikkatli olması gerekmektedir. Biz de sizler için aşırı sıcaklardan etkilenen nörolojik hastalıkları sıraladık.</p>



<h2>Epilepsi</h2>



<p>Epilepsi nöbetleri sıcaklık artışına paralel olarak artabilir. Özellikle vücudunun ısısının artması, terleme ve buharlaşmaya bağlı sıvı kaybı, susuzluk sebebiyle elektrolit dengesizlikleri, sıcak havaya bağlı uykusuzluk, stres gibi faktörler epilepsi hastalarını aşırı sıcaklarda daha da etkilemektedir.</p>



<h2>Migren</h2>



<p>Aşırı sıcaklardan en çok etkilenen nörolojik hastalıklardan biri de migren… Aşırı sıcağa bağlı susuz kalma, uykusuzluk, doğrudan güneş ışınlarına maruz kalma gibi sebeplerle migren atakları daha sık yaşanır hâle gelmektedir. Âni gelişen şiddetli migren ataklarında geç kalmadan acil servise başvurmak gerekmektedir. Çünkü aşırı sıcaklardan tetiklenen kan basıncındaki artışlar olası beyin kanamalarına sebebiyet verebilir.</p>



<h2>MS</h2>



<p>MS hastaları aşırı yaz sıcaklarında doğrudan güneş ışığına maruz kalmamalı, olabildiğince sıcaklardan korunmalıdır. Hastaların aşırı sıcaklarda semptomlarının geçici olarak kötüleşebilmekte hatta acil servise başvurma ve hastane yatış oranları artabilmektedir.</p>



<h2>Beyin Sağlığımızı Korumak İçin Aşırı Sıcak Havalarda Ne Tür Önlemler Alabiliriz?</h2>



<ul><li>Öncelikli olarak 11.00-16.00 arasında dışarı çıkmamaya özen gösterin.</li><li>Yaşadığınız evin sıcaklığını düşürmek için fan/klima kullanın.</li><li>Vücudunuzun ısındığını düşündüğünüzde serin bir duş alın.</li><li>Serin bir duş alamadığınız durumda vücut ısınızı düşürmek için soğutma yelekleri, boyun sargıları, üzeri ince bir bez ile sarılmış buz akülerinden faydalanın.</li><li>Mutlaka su ve sıvı tüketiminizi arttırın.</li><li>Sıvı kaybına sebep olan kahve, kafeinli içecekler ve alkollü içeceklerden uzak durun. Günde 2 taneyi geçmemek kaydıyla maden suyu için.</li><li>Bol bol su oranı yüksek meyveler tüketin.</li><li>Aşırı terletmeyen, nefes alan kumaşlardan üretilmiş, hafif kıyafetler giyin.</li><li>Gün ortasında, en sıcak vakitlerde yorucu işler yapmayın, yoğun fiziksel aktiviteleri kısıtlı yapın.</li><li>Dışarıda yapılması gereken bir işiniz varsa erken veya geç saatlerde yapın.</li><li>Kullandığınız ilaçlar da aşırı sıcaklardan etkilenebilmekte, sıcak havalarda ilaçlarınızı uygun yerde muhafaza edin.</li><li>Bazı ilaçlar vücudun sıvı dengesini bozabilmekte bu sebeple hangi ilaçların sıcağa duyarlı olduğunu öğrenmek için hekiminize danışın.</li><li>Baş dönmesi, baş ağrısı, mide bulantısı ve kafa karışıklığı yaşıyorsanız kendinizi takip edin, gerekiyorsa yakınınızda bulunan kişilere söyleyiniz.</li></ul>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/yaz-sicaklarinda-beyin-sagligina-dikkat/">Yaz Sıcaklarında Beyin Sağlığına Dikkat</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dryavuzaras.com/yaz-sicaklarinda-beyin-sagligina-dikkat/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nörofibromatozis</title>
		<link>https://dryavuzaras.com/norofibromatozis/</link>
					<comments>https://dryavuzaras.com/norofibromatozis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Yavuz Aras]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Jul 2024 16:46:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dryavuzaras.com/?p=8602</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kalıtsal Bir Hastalık: Nörofibromatozis Kalıtsal bir hastalık olan nörofibromatozis doğumdan itibaren kendini farklı belirtilerle gösterebilir ve sağlık problemlerine yol açabilir. Bu hastaların beyin ve sinir cerrahisinin yanı sıra birçok disiplinden farklı hekimler tarafından düzenli olarak kontrol edilmesi ve uygun tedavilerin planlanması gerekir. Nörofibromatozis Nedir? Nörofibromatozis yaygın görülen kalıtsal bir hastalıktır. 8 farklı tipi vardır. En yaygınları tip 1 (NF1) ve tip 2 (NF2)’dir. NF1 tüm dünyada ortama 4 bin kişide 1 görülürken, NF2 ortalama 40 bin kişide 1 görülür. Hastalık ciltte lekelenmelerle karakterizedir. Hastanın cildinde kahverengi (café-au-lait lekeleri) ve/veya çillenme benzeri lekeler oluşur. Genellikle de sırt, koltuk altı, kasıkta görülür. Nörofibromatozisin hastaları sıkıntıya sokan asıl çıktısı ise nörofibrom adı verilen sinir ve/veya sinir kılıfı tümörleridir. Tüm vücudumuz sinirlerle kaplıdır ve herhangi bir sinirde bu tümör oluşabilir. En sık ise merkezi sinir sisteminde (beyin ve omurilik), cilt altında ve karın içinde olur. Nörofibromatozis Tipleri ve Çıktıları NF1: Hastalığın en yaygın tipidir.&#160; [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/norofibromatozis/">Nörofibromatozis</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1>Kalıtsal Bir Hastalık: Nörofibromatozis</h1>



<p>Kalıtsal bir hastalık olan nörofibromatozis doğumdan itibaren kendini farklı belirtilerle gösterebilir ve sağlık problemlerine yol açabilir. Bu hastaların beyin ve sinir cerrahisinin yanı sıra birçok disiplinden farklı hekimler tarafından düzenli olarak kontrol edilmesi ve uygun tedavilerin planlanması gerekir.</p>



<h2>Nörofibromatozis Nedir?</h2>



<p>Nörofibromatozis yaygın görülen kalıtsal bir hastalıktır. 8 farklı tipi vardır. En yaygınları tip 1 (NF1) ve tip 2 (NF2)’dir. NF1 tüm dünyada ortama 4 bin kişide 1 görülürken, NF2 ortalama 40 bin kişide 1 görülür. Hastalık ciltte lekelenmelerle karakterizedir. Hastanın cildinde kahverengi (café-au-lait lekeleri) ve/veya çillenme benzeri lekeler oluşur. Genellikle de sırt, koltuk altı, kasıkta görülür. Nörofibromatozisin hastaları sıkıntıya sokan asıl çıktısı ise nörofibrom adı verilen sinir ve/veya sinir kılıfı tümörleridir. Tüm vücudumuz sinirlerle kaplıdır ve herhangi bir sinirde bu tümör oluşabilir. En sık ise merkezi sinir sisteminde (beyin ve omurilik), cilt altında ve karın içinde olur.</p>



<h2>Nörofibromatozis Tipleri ve Çıktıları</h2>



<ul><li>NF1: Hastalığın en yaygın tipidir.&nbsp; Tümör sıklıkla cilt altında veya beyinde görme sinirinde olur. Hastanın gözbebeklerinde leke, kafa tabanı kemiklerinde anomaliler, göz kürelerinde ise dışarı çıkıklık görülebilir. Bacaklarda çarpıklık da söz konusu olabilir. Ciltte kahverengi lekeler fark edilebilir. Tanı sıklıkla çocukluk döneminde konur.</li></ul>



<ul><li>NF2: Beyin ve omurilik tümörleri daha sıktır. Tümör işitme ve denge sinirini tutabilir. İşitme sinirinden köken alan tümörlere <a href="https://dryavuzaras.com/vestibuler-schwannoma/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">vestibüler schwannoma</a> denir. Hastada işitme azlığı ve denge kaybı olabilir. NF1’e göre daha nadirdir. Tanı sıklıkla ergenlikte veya ergenlikten sonra erken yetişkinlikte konur.</li></ul>



<p>Hastalığın iki tipi de beyinde oluşan bir tümörle birlikte beyin omurilik sıvısının (BOS) miktarında artışa yol açabilir. Yani hastada <a href="https://dryavuzaras.com/hidrosefali-tedavisi/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">hidrosefali </a>meydana gelebilir. Kemiklerin gelişimi ve mukavemetiyle ilgili sorunlar da olabileceğinden, hastada omurgada eğrilikleri (kifoz ve skolyoz) izlenebilir.</p>



<h2>Nörofibromatozis Tedavisi</h2>



<p>Hastalık vücudun birçok organını ve dokusunu etkileyebilir. Bu da tedaviyi karmaşık hale getirir. Tedavi, nörofibromatozisin yol açtığı sağlık problemleriyle mücadele edilmesini içerir.</p>



<p>Örneğin hastanın beyninde bir tümör oluşmuşsa bunun cerrahi olarak çıkarılması gerekir. Öte yandan hastanın omurgasında ya da vücudun farklı kemiklerinde defektler oluşmuşsa bunun da bir ortopedi hekimi tarafından cerrahi müdahale ile düzeltilmesi gerekir.</p>



<p>Nörofibromatozis böbrek atardamarında darlığa, yüksek tansiyona, kalp hastalıklarına, işitme ve görme problemlerine de yol açabilir. Bu tip rahatsızlıkların da yine ilgili uzman hekim tarafından tedavi edilmesi gerekir.</p>



<p>Tedavi sürecince ilaç kullanımı da gerekebilir. Hastanın epilepsisi varsa ve nöbet geçiriyorsa, düzenli olarak epilepsi ilaçlarının kullanılması gerekir. Ağrı kesicilere de hastanın dönem dönem ihtiyacı olacaktır. Ayrıca yine ağızdan alınan ilaçlar şeklinde olan kanseri tedavi etmek için kullanılan hedef odaklı (akıllı) ilaçların kullanımı da düşünülebilir.</p>



<p>Hastalık kas iskelet sisteminde harabiyet oluşturabileceğinden ve beyinde dengeden sorumlu sinirleri etkiyebileceğinden fizik tedavi ve rehabilitasyonla hastanın hareketliliği desteklenebilir.</p>



<h2>Sonuç</h2>



<p>Nörofibromatozis birçok farklı şekilde kendini gösterebilir. Tedavinin ne olacağına da ortaya çıkan sorunlara göre karar verilir. İlgili disiplinden hekimler tedaviye dahil edilir. Hastaların yaşam boyu periyodik olarak takipte olmaları ve tedavilerin her hastanın kendi özel durumuna göre planlanması gerekliliği unutulmamalıdır.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/norofibromatozis/">Nörofibromatozis</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dryavuzaras.com/norofibromatozis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnme Neden Olur?</title>
		<link>https://dryavuzaras.com/inme-neden-olur/</link>
					<comments>https://dryavuzaras.com/inme-neden-olur/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Yavuz Aras]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Jun 2024 08:24:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dryavuzaras.com/?p=8596</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnme Neden Olur? İnme neden olur sorusunun cevabı en basit haliyle beyne gelen kan akımının kesilmesi, beynin çalışmaya devam etmek için ihtiyacı olan oksijen ve besinden yoksun kalmasıdır. Sonuçta da beynin bazı hücreleri ölür ve kişide kalıcı fonksiyon kayıpları ortaya çıkar. Bu durum farklı nedenlerle görülebilir. Örneğin aynı kalp damarlarında olduğu gibi beyin içindeki ya da boyundaki kan damarlarında tıkanıklık olabilir, beyne giden kan akışı sekteye uğrayabilir. Burada en sık görülen boyundan beyne doğru uzanan iki büyük atardamar olan karotis damarların tıkanmasıdır. Bu damarların tıkanmasının nedeni ise kolesterol gibi maddeler nedeniyle damarda oluşan yağ plaklarıdır. Bu plak damarı tamamen tıkayacak noktaya ulaştığında beyne kan akışı kesilir ve hastada inme gelişebilir. İnmenin farklı tipleri vardır ve bu tablo iskemik inme olarak adlandırılır. En sık görüleni de budur. Öte yandan beyin içindeki damarlardan birinin yırtılması sonucu (travma nedenli olabilir ya da mevcut bir anevrizma yırtılabilir) ortaya çıkan beyin kanaması da beyin damarlarındaki [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/inme-neden-olur/">İnme Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1>İnme Neden Olur?</h1>



<p>İnme neden olur sorusunun cevabı en basit haliyle beyne gelen kan akımının kesilmesi, beynin çalışmaya devam etmek için ihtiyacı olan oksijen ve besinden yoksun kalmasıdır. Sonuçta da beynin bazı hücreleri ölür ve kişide kalıcı fonksiyon kayıpları ortaya çıkar.</p>



<p>Bu durum farklı nedenlerle görülebilir. Örneğin aynı kalp damarlarında olduğu gibi beyin içindeki ya da boyundaki kan damarlarında tıkanıklık olabilir, beyne giden kan akışı sekteye uğrayabilir. Burada en sık görülen boyundan beyne doğru uzanan iki büyük atardamar olan karotis damarların tıkanmasıdır. Bu damarların tıkanmasının nedeni ise kolesterol gibi maddeler nedeniyle damarda oluşan yağ plaklarıdır. Bu plak damarı tamamen tıkayacak noktaya ulaştığında beyne kan akışı kesilir ve hastada inme gelişebilir. İnmenin farklı tipleri vardır ve bu tablo iskemik inme olarak adlandırılır. En sık görüleni de budur.</p>



<p>Öte yandan beyin içindeki damarlardan birinin yırtılması sonucu (travma nedenli olabilir ya da mevcut bir anevrizma yırtılabilir) ortaya çıkan beyin kanaması da beyin damarlarındaki kan akışının dinamiğini doğal olarak bozacağı için inmeye neden olabilir. Bu durum hemorajik inme olarak adlandırılır. Zamanında müdahale edilmediği takdirde bu tablolar yaşam kaybıyla dahi sonuçlanabilir.</p>



<h2>İnme Neden Olur ve Risk Faktörleri</h2>



<p>Bazı risk faktörleri belirtilebilir:</p>



<ul><li>Sigara içmek</li><li>Hipertansiyon varlığı</li><li>Diyabet varlığı</li><li>Kalp hastalığı öyküsü</li><li>Kolesterol seviyesinin sürekli yüksek olması</li><li>Beyin damarı hastalığı (anevrizma, kavernom, avm)</li></ul>



<p>Öte yandan inme travmatik nedenlerle de oluşabilir. Yukarıda bahsettiğimiz faktörlerden hiçbiri söz konusu değilken kişinin yüksekten düşmesi ya da trafik kazası geçirmesi sonucu beyin damarlarında yırtılma olabilir. İnme tablosu oluşabilir.</p>



<h2>İnme Belirtileri</h2>



<p>İnme farklı belirtiler verebilir. Ancak akılda tutulması gereken bu belirtilerin çok keskin bir şekilde, aniden ortaya çıktığıdır. Çünkü beyin damarlarına kan gitmediğinde ya da bu kan akışı bozulduğunda beynin bu durumu tolere etme kapasitesi oldukça sınırlıdır. Nihayetinde şu belirtiler ortaya çıkabilir:</p>



<ul><li>Aşırı şiddetli baş ağrısı</li><li>Kafa karışıklığı, bilinç bulanıklığı</li><li>Kolda, bacakta ya da yüzde uyuşma, zayıflık, hareket ettirememe</li><li>Konuşmada ve/veya görmede bozukluk</li><li>Denge kaybı</li></ul>



<p>Bazı olgularda boyun damarlarındaki tıkanıklık sınırlıdır ve hastada <em>geçici iskemik atak</em> adı verilen durum görülebilir. Bu, yukarıda bahsettiğimiz belirtilerin kısa süreliğine görülmesi anlamına gelir. İnme tablosu ile karşımıza gelen hastaların yaklaşık yüzde otuzunda bu durum görülür. Bu tür belirtilere karşı dikkatli olunup hekime başvurulması önerilir.</p>



<h2>İnme Tedavisi</h2>



<p>İnmeye yol açan soruna hızlıca müdahale edilmesi hayati önem taşır. Bir anevrizma yırtılmışsa hızlıca kanamanın durdurulup anevrizmanın kapatılması, boyun damarlarında büyük bir plak oluşmuşsa bunun temizlenmesi ya da boyun damarlarındaki bu plaktan bir parça kopup beyindeki bir damarı tıkamış ise bunun çıkarılması gerekir. Hızlı yapılan müdahalelerde hastada kalıcı bir hasar kalmadan ya da minimal ölçüde bir hasarla sorun bertaraf edilebilir. İnmenin ölçüsüne göre hastanın rehabilitasyon görmesi önemlidir. Klasik fizik tedavi ve robotik fizik tedavi uygulamalarından yararlanılmalıdır.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/inme-neden-olur/">İnme Neden Olur?</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dryavuzaras.com/inme-neden-olur/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Menenjiom Tedavisinde Gamma Knife</title>
		<link>https://dryavuzaras.com/menenjiom-tedavisinde-gamma-knife/</link>
					<comments>https://dryavuzaras.com/menenjiom-tedavisinde-gamma-knife/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Yavuz Aras]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 26 May 2024 15:43:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dryavuzaras.com/?p=8588</guid>

					<description><![CDATA[<p>Menenjiom Tedavisinde Gamma Knife Menenjiom tedavisinde Gamma Knife sık kullanılır. Gamma Knife’ın en sık kullanıldığı beyin tümörü tiplerinden biridir. Menenjiom beyin zarından kaynaklanan, genellikle yavaş büyüyen, iyi huylu bir tümördür. Bu nedenle bazı hastalarda menenjiomun sadece takibi önerilir. Hasta yaşlıysa ya da genel sağlık durumu ameliyat için uygun değilse takip düşünülebilir. Ancak hastaların büyük bir bölümünde tedavi cerrahidir. Bazı hastalarda ise tümörün Gamma Knife ile tedavi edilmesi düşünülebilir. Menenjiom iyi huylu bir beyin tümörü de olsa büyüyüp beyindeki farklı sinirler ve damarlar üzerinde baskı yaratabilir, çeşitli fonskiyonel sorunlara yol açabilir. Bu durumda menenjiom mutlaka tedavi edilmelidir. Boyutundan bağımsız olarak beyinde tehlikeli bir lokasyonda yerleşmiş menenjiomlarda da müdahaleye ihtiyaç duyulur. Menenjiom Tedavisi Günümüzde menenjiom tedavisinde altın standart cerrahidir. Tümörü olduğu yerden tamamen çıkarmak birçok hasta için en iyi sonucu verecektir. Cerrahi ile hasta herhangi bir başka müdahaleye gereksinim duymaksızın tümöründen kurtulur ve yaşamına sağlıkla devam eder. Ancak bazı menenjiomların beyinde yerleştiği [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/menenjiom-tedavisinde-gamma-knife/">Menenjiom Tedavisinde Gamma Knife</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1>Menenjiom Tedavisinde Gamma Knife</h1>



<p>Menenjiom tedavisinde Gamma Knife sık kullanılır. Gamma Knife’ın en sık kullanıldığı beyin tümörü tiplerinden biridir. Menenjiom beyin zarından kaynaklanan, genellikle yavaş büyüyen, iyi huylu bir tümördür. Bu nedenle bazı hastalarda menenjiomun sadece takibi önerilir. Hasta yaşlıysa ya da genel sağlık durumu ameliyat için uygun değilse takip düşünülebilir. Ancak hastaların büyük bir bölümünde tedavi cerrahidir. Bazı hastalarda ise tümörün <a href="https://dryavuzaras.com/gamma-knife/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Gamma Knife</a> ile tedavi edilmesi düşünülebilir. Menenjiom iyi huylu bir beyin tümörü de olsa büyüyüp beyindeki farklı sinirler ve damarlar üzerinde baskı yaratabilir, çeşitli fonskiyonel sorunlara yol açabilir. Bu durumda menenjiom mutlaka tedavi edilmelidir. Boyutundan bağımsız olarak beyinde tehlikeli bir lokasyonda yerleşmiş menenjiomlarda da müdahaleye ihtiyaç duyulur.</p>



<h2>Menenjiom Tedavisi</h2>



<p>Günümüzde <a href="https://dryavuzaras.com/menenjiomlar/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">menenjiom </a>tedavisinde altın standart cerrahidir. Tümörü olduğu yerden tamamen çıkarmak birçok hasta için en iyi sonucu verecektir. Cerrahi ile hasta herhangi bir başka müdahaleye gereksinim duymaksızın tümöründen kurtulur ve yaşamına sağlıkla devam eder. Ancak bazı menenjiomların beyinde yerleştiği konum riskli olabilir ve bu bölgeye cerrahi bir girişim yapmak uygun görünmeyebilir. Bu durumda Gamma Knife tedavisi değerlendirilir.</p>



<h2>Menenjiom Tedavisinde Gamma Knife</h2>



<p>Menenjiom tedavisinde Gamma Knife birçok farklı durumda düşünülebilir:</p>



<ul><li>Tümöre cerrahi yolla müdahale edilmesi risklidir. Bu nedenle dışarıdan ışın tedavisiyle tümörün tedavi edilmesi daha güvenlidir.</li><li>Hasta ameliyat edilmiş ve menenjiomu çıkarılmıştır. Ancak bir süre sonra (5 yıl içindeki nüks oranı yüzde 5’tir) tümör tekrar etmiştir. Bu durumda da tümör henüz küçükken Gamma Knife ile tedavi düşünülebilir.</li><li>Tümör beyinde bazı sinirlere ve damarlara yapışık olabilir, bu durumda tümör cerrahi ile tamamen çıkarılamaz. Bu durumda tümör mümkün olduğunca çıkarılır ancak hastaya bir zarar vermemek için bir kısmı içeride bırakılır. Bu içeride kalan tümöre cerrahi sonrası Gamma Knife yapılır. Bu önemlidir. Zira bu tip olgularda içeride bırakılan tümöre ışın verilmezse tümörün yeniden büyüme ihtimali yüzde 30’dur. Işın tedavisiyle tümörün büyüme riski en aza indirilmiş olur. Bu tür uygulamalara örnek tümörün göz sinirine bası yaptığı olgulardır. Bu durumda tümör Gamma Knife için riskli bir lokasyondadır. Zira göz siniri gibi hassas dokular ışından olumsuz etkilenebilir. Bu nedenle ilk önce cerrahi ile sinir üzerindeki bası kaldırılıp, mümkün olduğunca tümör çıkarılıp, sonrasında kalan tümöre Gamma Knife düşünülür. Aynı durum beyin sapına bası yapan menenjiomlar için de geçerlidir.</li></ul>



<p>Menenjiom tedavisinde Gamma Knife kullanımı ile tümörü tamamen ortadan kaldırmak amaçlanmaz. Tümörü kontrol altında tutmak yani büyümesini engellemek, mümkünse de küçültmek buradaki asıl amaçtır.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/menenjiom-tedavisinde-gamma-knife/">Menenjiom Tedavisinde Gamma Knife</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dryavuzaras.com/menenjiom-tedavisinde-gamma-knife/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kötü Huylu Beyin Tümörlerinin Tedavisinde Gamma Knife</title>
		<link>https://dryavuzaras.com/kotu-huylu-beyin-tumorlerinin-tedavisinde-gamma-knife/</link>
					<comments>https://dryavuzaras.com/kotu-huylu-beyin-tumorlerinin-tedavisinde-gamma-knife/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Yavuz Aras]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 27 Apr 2024 19:27:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dryavuzaras.com/?p=8577</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kötü Huylu Beyin Tümörlerinin Tedavisinde Gamma Knife Kötü huylu beyin tümörlerinin büyük bir bölümü gliomlar oluşturur. Bunlar doğrudan beynin kendi dokularından köken alır. Gliomlar agresifliğine göre 1 ve 4 arasında derecelendirilebilir. En sık görüleni ise Glioblastoma Multiforme yani GBM’dir. GBM, 4. dereceden kötü huylu gliomları ifade eder. Kötü huylu beyin tümörlerinin tedavisinde Gamma Knife’ın etkinliği sınırlıdır, yalnızca bazı özel durumlarda, beklentileri sınırlı tutarak Gamma Knife tedavisi değerlendirilebilir. Beyin tümörü iyi huylu ya da kötü huylu olsun fark etmeksizin tümörün olduğu yerden tamamen temizlenmesi, kafatasının dışına çıkarılması vakaların çok büyük bir kısmında en iyi tedavisi seçeneğidir. Kötü huylu beyin tümörlerinde tümörü tamamen temizlemek her zaman mümkün olmayabilir. Neden? Çünkü sağlıklı beyin dokusu ile tümör iç içe geçmiş olabilir. Bu da aşırı agresif bir tümör rezeksiyonu yapılması durumunda hastanın fonksiyonel becerileri zarar görebilir. Bu nedenle özellikle GBM cerrahisinde amaç genellikle tümörün tamamen değil mümkün olabildiği kadar temizlenmesi olur. Kötü Huylu Beyin Tümörlerinin [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/kotu-huylu-beyin-tumorlerinin-tedavisinde-gamma-knife/">Kötü Huylu Beyin Tümörlerinin Tedavisinde Gamma Knife</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1>Kötü Huylu Beyin Tümörlerinin Tedavisinde Gamma Knife</h1>



<p>Kötü huylu beyin tümörlerinin büyük bir bölümü gliomlar oluşturur. Bunlar doğrudan beynin kendi dokularından köken alır. Gliomlar agresifliğine göre 1 ve 4 arasında derecelendirilebilir. En sık görüleni ise Glioblastoma Multiforme yani GBM’dir. GBM, 4. dereceden kötü huylu gliomları ifade eder. Kötü huylu beyin tümörlerinin tedavisinde Gamma Knife’ın etkinliği sınırlıdır, yalnızca bazı özel durumlarda, beklentileri sınırlı tutarak <a href="https://dryavuzaras.com/gamma-knife/">Gamma Knife</a> tedavisi değerlendirilebilir.</p>



<p>Beyin tümörü iyi huylu ya da kötü huylu olsun fark etmeksizin tümörün olduğu yerden tamamen temizlenmesi, kafatasının dışına çıkarılması vakaların çok büyük bir kısmında en iyi tedavisi seçeneğidir. Kötü huylu beyin tümörlerinde tümörü tamamen temizlemek her zaman mümkün olmayabilir. Neden? Çünkü sağlıklı beyin dokusu ile tümör iç içe geçmiş olabilir. Bu da aşırı agresif bir tümör rezeksiyonu yapılması durumunda hastanın fonksiyonel becerileri zarar görebilir. Bu nedenle özellikle GBM cerrahisinde amaç genellikle tümörün tamamen değil mümkün olabildiği kadar temizlenmesi olur.</p>



<h2>Kötü Huylu Beyin Tümörlerinin Tedavisinde Gamma Knife</h2>



<p>Derece 1 gliom olarak bilinen yavaş seyirli bir beyin tümörü tipi olan pilositik astrositom iyi huyludur. Daha çok çocuklarda görülür. Çocuklardaki beyin tümörlerinin yüzde 11 ila 18’ini oluşturur. Altın standart tedavisi cerrahidir ve çoğu zaman cerrahiyle tümörü tamamen çıkarmak mümkündür. Burada çocuğun beyninde küçük bir parça tümör kalmışsa Gamma Knife düşünülebilir.</p>



<p>2. derecede gliomlarda Gamma Knife’ın yeri genellikle yoktur. Altın standart tedavi cerrahidir. Cerrahi sonrası klasik &nbsp;radyoterapi yani tüm beyin radyoterapisi düşünülür.</p>



<p>3. derece gliomlarda ve 4. Derece gliomlarda (GBM) cerrahi sonrası kemoterapi ve klasik radyoterapi değerlendirilir. Bu tedavilerden alınan sonuca göre bazı olgularda hastaya Gamma Knife vermek de düşünülebilir. Öte yandan GBM’lerin büyük bir kısmında nüks riski vardır. Yani tümör tekrarlayabilir. Bu durumda da ortaya çıkan tümöre Gamma Knife yapılabilir. Belirttiğimiz gibi böyle yüksek dereceli gliomlarda Gamma Knife’ın kullanım alanı sınırlıdır. Kullanıldığı olgularda da faydaları limitlidir. Gamma Knife’dan beklenti tümörün tamamen yok edilmesi değil büyümesinin durdurulması/yavaşlatılması olmalıdır.</p>



<p>Çocuklarda görülen <a href="https://dryavuzaras.com/medulloblastom-nedir/">medulloblastom </a>ve ependimom gibi kötü huylu tümörlerde de ancak tüm tedavi seçenekleri değerlendirildikten sonra Gamma Knife düşünülmelidir.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/kotu-huylu-beyin-tumorlerinin-tedavisinde-gamma-knife/">Kötü Huylu Beyin Tümörlerinin Tedavisinde Gamma Knife</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dryavuzaras.com/kotu-huylu-beyin-tumorlerinin-tedavisinde-gamma-knife/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Beyin Kistleri</title>
		<link>https://dryavuzaras.com/beyin-kistleri/</link>
					<comments>https://dryavuzaras.com/beyin-kistleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Yavuz Aras]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Apr 2024 08:54:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dryavuzaras.com/?p=8575</guid>

					<description><![CDATA[<p>Beyin Kistleri Kafatası içinde oluşan tüm lezyonlar kanser değildir. Bu lezyonlardan bazılarına kist adı verilir, bunlar genellikle iyi huylu yapılardır. Kistin özelliklerine, boyutuna ve hastada oluşturduğu şikayetlere göre kistin cerrahi olarak çıkarılıp çıkarılmaması düşünülür. En sık görülen beyin kistleri hakkında bazı bilgiler… Araknoid Kist Tüm kafa içi lezyonların yüzde 1’ini oluşturur. Araknoid, kafatasından beyne ulaşıncaya dek yer alan bir zardır. Bu zarda oluşan içi sıvı dolu keseciklere araknoid kist denir. Gerekli olgularda kist cerrahi olarak çıkarılabilir. Öte yandan birçok olguda hastayı yalnızca takip etmek düşünülebilir. Kolloid Kist 3. vetrikülün üst kısmında olur. Bazı hastalarda herhangi bir belirti vermeyeceği gibi bazı hastalarda açıklanamayan baş ağrılarına ve oldukça riskli olabilecek akut hidrosefaliye yol açabilir. Daha çok 20 ila 40 yaş arası hastalarda görülür. Tanıda MR’ın yanı sıra tomografiye de başvurmak gerekir. Tanının deneyimli beyin cerrahları tarafından konulması önemlidir. Zira ependimom ve kraniofaringiom gibi beyin tümörleri ile karışabilir. &#160;Tanıdan emin olunması son derece [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/beyin-kistleri/">Beyin Kistleri</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1>Beyin Kistleri</h1>



<p>Kafatası içinde oluşan tüm lezyonlar kanser değildir. Bu lezyonlardan bazılarına kist adı verilir, bunlar genellikle iyi huylu yapılardır. Kistin özelliklerine, boyutuna ve hastada oluşturduğu şikayetlere göre kistin cerrahi olarak çıkarılıp çıkarılmaması düşünülür. En sık görülen beyin kistleri hakkında bazı bilgiler…</p>



<h2>Araknoid Kist</h2>



<p>Tüm kafa içi lezyonların yüzde 1’ini oluşturur. Araknoid, kafatasından beyne ulaşıncaya dek yer alan bir zardır. Bu zarda oluşan içi sıvı dolu keseciklere <a href="https://dryavuzaras.com/araknoid-kist/">araknoid kist</a> denir. Gerekli olgularda kist cerrahi olarak çıkarılabilir. Öte yandan birçok olguda hastayı yalnızca takip etmek düşünülebilir.</p>



<h2>Kolloid Kist</h2>



<p>3. vetrikülün üst kısmında olur. Bazı hastalarda herhangi bir belirti vermeyeceği gibi bazı hastalarda açıklanamayan baş ağrılarına ve oldukça riskli olabilecek akut hidrosefaliye yol açabilir. Daha çok 20 ila 40 yaş arası hastalarda görülür. Tanıda MR’ın yanı sıra tomografiye de başvurmak gerekir. Tanının deneyimli beyin cerrahları tarafından konulması önemlidir. Zira ependimom ve kraniofaringiom gibi beyin tümörleri ile karışabilir. &nbsp;Tanıdan emin olunması son derece mühimdir. Çünkü kolloid kistin hastaya herhangi bir sorun yaratmadığı olgularda cerrahi düşünülmez, takip önerilir. Hastaların büyük bir bölümünde de kisti çıkarmak gerekemez. Yapılan bazı çalışmalarda kolloid kisti olan hastaların yaklaşık yüzde 10’unda semptomların ortaya çıktığı ve cerrahiye gerek duyulduğu belirtilmiştir.</p>



<h2>Epidermoid Kist</h2>



<p>Kafatası içinde oluşan tüm lezyonların yüzde 0,5 ila 1,8’ini oluşturur. Genellikle yavaş büyüme eğilimindedirler. 30 ila 50 yaş arası daha sık tanı konur. Tanıda CT ve MR taramalarına başvurulabilir. Hastada semptomların ortaya çıkmasına neden olursa cerrahi olarak çıkarılması düşünülür.</p>



<h2>Dermoid Kist</h2>



<p>Nadir görülür. Doğumsal olabilir, çocuklarda görülür. Nedeni, genellikle doğumdan önce gelişimini tamamlayan beyin ve omuriliğin içinde bazı deri hücrelerinin hapsolmasıdır. Posterior fossada yani kafanın arka kısmında oluşan dermoid kistler menenjite yol açabilir. Gerekiyorsa cerrahi olarak çıkarılması düşünülür.</p>



<h2>Pineal Kist</h2>



<p>Beynin ortasındaki pineal bezde oluşur. Genellikle tesadüfen tespit edilir. Hastaların büyük bir bölümünde semptom olmaz. Ancak kist büyüdüğünde bazen görüşü etkileyebilirler, beyin omurilik sıvısı dolaşımını bozarak kafa içi basınca neden olabilir. Bu durumda cerrahi tedavi değerlendirilir.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/beyin-kistleri/">Beyin Kistleri</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dryavuzaras.com/beyin-kistleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vestibular Schwannoma Tedavisinde Gamma Knife</title>
		<link>https://dryavuzaras.com/vestibular-schwannoma-tedavisinde-gamma-knife/</link>
					<comments>https://dryavuzaras.com/vestibular-schwannoma-tedavisinde-gamma-knife/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Yavuz Aras]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Mar 2024 10:24:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dryavuzaras.com/?p=8565</guid>

					<description><![CDATA[<p>Vestibular Schwannoma Tedavisinde Gamma Knife Günümüzde beyin tümörlerinin tedavisinde sıklıkla kullanılan bir yöntem olan Gamma Knife’ın en sıkuygulandığı tümörlerden biri de beynin iyi huylu bir tümörü olan Akustik Schwannomlar’dır.Akustik schwannomlar sinir kılıfından köken alan iyi huylu beyin tümörleridir. Daha çok yüz, duyma vedenge sinirini tutan kılıftan kaynaklanır. En önemli belirtisi işitme azlığıdır. Tümör büyüdüğünde ve beyindefonksiyonel becerileri sağlayan yapıları zorlamaya başladığında hastanın işitme becerisi iyice azalır, hastada felç, denge bozukluğu, kuvvetsizlik gibi bir dizi farklı semptom daha gündeme gelir. Vestibular Schwannoma Tedavisi Tüm beyin tümörlerinin tedavisinde olduğu gibi tümörü cerrahi ile vücut dışına çıkarmak en idealyaklaşımdır. Günümüzde de cerrahinin mümkün olduğu olgularda ilk seçeneğimiz ameliyattır. Ancak bazıtümörlerin rezeksiyonu hastanın genel sağlık durumu için risk oluşturabilir. Örneğin tümör fonksiyonelbeyin dokularıyla etkileşim halinde olabilir. Bu da cerrahi esnasında hastanın duyma sinirinin hasar almasıveya yüzde his kaybının oluşması gibi istenmeyen riskleri gündeme getirebilir. Bu tür vakalarda GammaKnife önemli bir tedavi seçeneğidir. Bu tür [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/vestibular-schwannoma-tedavisinde-gamma-knife/">Vestibular Schwannoma Tedavisinde Gamma Knife</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1>Vestibular Schwannoma Tedavisinde Gamma Knife</h1>



<p>Günümüzde <a href="https://dryavuzaras.com/beyin-tumoru/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">beyin tümörlerinin</a> tedavisinde sıklıkla kullanılan bir yöntem olan Gamma Knife’ın en sık<br>uygulandığı tümörlerden biri de beynin iyi huylu bir tümörü olan Akustik Schwannomlar’dır.<br><a href="https://dryavuzaras.com/vestibuler-schwannoma/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Akustik schwannomlar</a> sinir kılıfından köken alan iyi huylu beyin tümörleridir. Daha çok yüz, duyma ve<br>denge sinirini tutan kılıftan kaynaklanır. En önemli belirtisi işitme azlığıdır. Tümör büyüdüğünde ve beyinde<br>fonksiyonel becerileri sağlayan yapıları zorlamaya başladığında hastanın işitme becerisi iyice azalır, hastada felç, denge bozukluğu, kuvvetsizlik gibi bir dizi farklı semptom daha gündeme gelir.</p>



<h2>Vestibular Schwannoma Tedavisi</h2>



<p>Tüm beyin tümörlerinin tedavisinde olduğu gibi tümörü cerrahi ile vücut dışına çıkarmak en ideal<br>yaklaşımdır. Günümüzde de cerrahinin mümkün olduğu olgularda ilk seçeneğimiz ameliyattır. Ancak bazı<br>tümörlerin rezeksiyonu hastanın genel sağlık durumu için risk oluşturabilir. Örneğin tümör fonksiyonel<br>beyin dokularıyla etkileşim halinde olabilir. Bu da cerrahi esnasında hastanın duyma sinirinin hasar alması<br>veya yüzde his kaybının oluşması gibi istenmeyen riskleri gündeme getirebilir. Bu tür vakalarda Gamma<br>Knife önemli bir tedavi seçeneğidir. Bu tür riskli tümörlerin tedavisinde Gamma Knife’a başvurulabilir.<br>Ayrıca hastanın genel sağlık durumu ameliyata uygun değilse veya hastanın kendisi ameliyat olmak<br>istemiyorsa da uygun olgularda vestibularschwannomaların tedavisinde Gamma Knife’dan yararlanılabilir.</p>



<h2>Vestibular Schwannoma Tedavisinde Gamma Knife</h2>



<p>Gamma Knife’ın en sık tercih edildiği tümörlerden biri Vestibular Schwannomalar’dır. <a href="https://dryavuzaras.com/gamma-knife/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Gamma Knife</a> ile<br>yapılan tedavilerde yüz sinirine zarar verme oranı çok düşükken, işitme sinirinin uygulama sırasında bir<br>hasar alma riski de oldukça azdır. Bu da eğer gerekli endikasyonları sağlıyorsa Gamma Knife’ı Vestibular<br>Schwannoma tedavisinde etkili bir yöntem haline getirir. Bu endikasyonlar, tümör boyutunun 3-4 cm’i<br>geçmemesini ve tümörün beyincik ve/veya beyin sapına baskı yapmamasını içerir. Zira Gamma Knife ile<br>tümör tamamen yok edilemez, büyümesi engellenir, aynı boyutta kalması ve bir süre içinde de küçülmesi<br>hedeflenir.</p>



<p>Vestibular schwannomalarda Gamma Knife, doğrudan primer tedavi olarak uygulanabileceği gibi, cerrahi<br>sonrasında da yani tamamlayıcı olarak da düşünülebilir. Özellikle büyük tümörlerde yüz ve işitme<br>sinirlerini korumak için tümörü mümkün olduğunca çıkarıp kalan kısma Gamma Knife uygulanması<br>değerlendirilebilir.</p>



<h2>Vestibular Schwannoma Tedavisinde Gamma Knife’ın Avantajları</h2>



<ul><li>İşitme ve yüz sinirine zarar verme riski oldukça azdır.</li><li>Kafatasında bir kesi açılmadığında daha az kanama ve enfeksiyon riski söz konusudur.</li><li>Uygun olgularda tedavinin başarı oranı oldukça yüksektir</li><li>Hastanın anestezi alması ve hastanede yatması gerekmez. İşlem sonrası günlük yaşamına geri</li><li>dönebilir.</li></ul>



<h2>Sonuç</h2>



<p>Gamma Knife, sadece beyin cerrahisinde kullanılan bir radyocerrahi cihazıdır. Böyle bir teknolojinin varlığı<br>hem hastalar hem de cerrahlar için oldukça kıymetlidir. Gamma Knife, vestibular schwannomaların<br>tedavisine ciddi katkılarda bulunmuştur ve birçok hastanın bugün halen sağlıklı bir yaşam sürmesine olanak tanımıştır. Ancak her vestibular schwannoma olgusunda da Gamma Knife’ın uygun olmadığının, mümkün olan durumlarda tümörü cerrahi yolla beyinden dışarı çıkarmanın halen en ideal tedavi yöntemi olduğunun da farkında olunmalıdır. Son olarak tedavi yönteminin her hastanın kendi özel durumuna göre seçilmesi gerektiği de unutulmamalıdır.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/vestibular-schwannoma-tedavisinde-gamma-knife/">Vestibular Schwannoma Tedavisinde Gamma Knife</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dryavuzaras.com/vestibular-schwannoma-tedavisinde-gamma-knife/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epilepsi Ameliyatı</title>
		<link>https://dryavuzaras.com/epilepsi-ameliyati/</link>
					<comments>https://dryavuzaras.com/epilepsi-ameliyati/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Yavuz Aras]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Mar 2024 10:21:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://dryavuzaras.com/?p=8563</guid>

					<description><![CDATA[<p>Epilepsi Ameliyatı Epilepsi ya da sara hastalığı sık görülen bir durumdur. Ülkemizde neredeyse her 100 kişiden 1’inde görülür. Epilepsinin temel tedavisi ilaçlar olmakla birlikte bazı hastalarda epilepsi ilaca dirençli olabilir. İlaçlar uzun vadede fayda sağlayamayabilir. Uygun hastalarda epilepsi ameliyatı düşünülebilir. Epilepsi, beyindeki bazı hücrelerin anormal elektriksel aktivitesi sonucu oluşan, nöbetlere, bilinç kaybına ve istemsiz hareketlere yol açan nörolojik bir hastalıktır. Nöbetlerin ölçüsü hastadan hastaya değişebilir. Bilinç bozukluğu ataklarında hastada donuk yüz ifadesi, el ayak parmaklarında tekrarlayan hareketler, huzursuzluk, gülme, ağlama gibi tablolar olur. Şiddetli nöbetlerde ise bilinç kapanır, hasta bedeninin kontrolünü kaybeder, vücut kasılır. Epilepsinin temel tedavisi ilaçlardır. Hasta nöroloji uzmanı tarafından reçete edilen ilaçları kullandığında nöbetleri azalır, hafifler hatta bazen de nöbetler tamamen yok olur. İlaç tedavisi hastaların yaklaşık yüzde 75’inde yarar sağlar. Ancak kalan yüzde 25’lik hasta grubunda ilaçlar uzun vadede fayda sağlayamayabilir. Başlangıçta epilepsi ilaçları ile nöbetler kontrol edilse dahi zaman içinde ilaçlar etkisini kaybedebilir, hastanın nöbetleri [&#8230;]</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/epilepsi-ameliyati/">Epilepsi Ameliyatı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<h1>Epilepsi Ameliyatı</h1>



<p><strong>Epilepsi ya da sara hastalığı sık görülen bir durumdur. Ülkemizde neredeyse her 100 kişiden 1’inde görülür. Epilepsinin temel tedavisi ilaçlar olmakla birlikte bazı hastalarda epilepsi ilaca dirençli olabilir. İlaçlar uzun vadede fayda sağlayamayabilir. Uygun hastalarda epilepsi ameliyatı düşünülebilir.</strong></p>



<p>Epilepsi, beyindeki bazı hücrelerin anormal elektriksel aktivitesi sonucu oluşan, nöbetlere, bilinç kaybına ve istemsiz hareketlere yol açan nörolojik bir hastalıktır. Nöbetlerin ölçüsü hastadan hastaya değişebilir. Bilinç bozukluğu ataklarında hastada donuk yüz ifadesi, el ayak parmaklarında tekrarlayan hareketler, huzursuzluk, gülme, ağlama gibi tablolar olur. Şiddetli nöbetlerde ise bilinç kapanır, hasta bedeninin kontrolünü kaybeder, vücut kasılır.</p>



<p>Epilepsinin temel tedavisi ilaçlardır. Hasta nöroloji uzmanı tarafından reçete edilen ilaçları kullandığında nöbetleri azalır, hafifler hatta bazen de nöbetler tamamen yok olur. İlaç tedavisi hastaların yaklaşık yüzde 75’inde yarar sağlar. Ancak kalan yüzde 25’lik hasta grubunda ilaçlar uzun vadede fayda sağlayamayabilir. Başlangıçta epilepsi ilaçları ile nöbetler kontrol edilse dahi zaman içinde ilaçlar etkisini kaybedebilir, hastanın nöbetleri artabilir, şiddetlenebilir. Bu durumda epilepsi ameliyatı düşünülebilir. Epilepsi nöbetlerini önlemek önemlidir. Zira bu nöbetler hastanın yaşamını ciddi anlamda olumsuz etkiler. Çocuk hastalarda da epilepsi beynin gelişimini sekteye uğratabilir. Bu nedenle epilepsi hastalarında cerrahi önemli bir tedavi seçeneği olarak beyin cerrahları tarafında gerçekleştirilmektedir. Cerrahi kararı, beyin cerrahı, nörolog ve psikiyatr ortak kararı ile alınır.</p>



<h2>Epilepsi Tanısında Video EEG</h2>



<p>Epilepsi hastalarında cerrahi öncesi nöbetlerin kaynağını öğrenmek gerekir. Beynin hangi bölgesinde sinyal bozukluğu olup olmadığını tespit etmek için hastaya Video EEG yapılır. Hastanın 48 saat boyunca EEG’si çekilir, bu çekim kayıt altına alınır. Tarama esnasında hastanın nöbet geçirmesi sağlanır. Böylece nöbetin beynin hangi bölgesinden kaynaklandığı ve hastalığın karakteri hakkında fikir sahibi olunur.</p>



<h2>Epilepsi Ameliyatı</h2>



<p>Epilepsi ameliyatı farklı yaklaşımları içerebilir. En sık uygulanan ameliyat Video EEG ile tespit edilen epileptik bölgenin cerrahi ile çıkarılmasıdır. Bu ameliyata rezektif epilepsi cerrahisi denir. Buradaki önemli kriter beyindeki fonksiyonel merkezlere herhangi bir zarar verilmemesidir. Bu mümkünse cerrahi uygulanır. Nöbetlerin kaynağı fonksiyonel noktalarla bağlantı halindeyse bu durumda bu bağlantı yollarını bozan teknikler kullanılabilir. Bir grup hastada da <a href="https://dryavuzaras.com/epilepsi-pili/" target="_blank" rel="noreferrer noopener">epilepsi pili</a> uygulamaları düşünülebilir.</p>



<p>Ameliyata uygun olan ve doğru planlama yapılan hastalarda bahsettiğimiz cerrahi yaklaşımlar ile hastaların büyük bir kısmında nöbetler tamamen ortadan kalkarken bazı hastalarda da nöbetlerin sıklığı, şiddeti ciddi anlamda azalır.</p>



<p>Bazen beyindeki farklı bir hastalık da nöbetlere yol açabilir. Bu durumda nöbete yol açan hastalık tedavi edildiğinde nöbetler ortadan kalkar. Bu nedenle nöbet geçiren hastalarda mutlaka bir beyin MR taraması istenir. Böylece herhangi bir tümör ya da damarsal hastalığın nöbetlere yol açıp açmadığı ortaya çıkarılır. Hastanın nöbetlerinin epilepsi kaynaklı olup olmadığı aydınlatılır.</p>
<p><a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com/epilepsi-ameliyati/">Epilepsi Ameliyatı</a> yazısı ilk önce <a rel="nofollow" href="https://dryavuzaras.com">Prof. Dr. Yavuz Aras Resmi Web Sitesi</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://dryavuzaras.com/epilepsi-ameliyati/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
